20 Ağustos 2019 Salı

KOCAELİ 16°

SENDİKALAR YANDAŞ OLURSA, ÇALIŞANLAR KAYBEDER

Sendikalar yandaş olursa, çalışanlar kaybeder

İlimizin duayen gazetecilerinden İsmet Çiğit "Sendikalar yandaş olursa, çalışanlar kaybeder" başlıklı çarpıcı bir yazı yazdı...

01 Ağustos 2019 Perşembe 09:12 GÜNCEL

İşte o yazı:

"Sendikalar yandaş olursa, çalışanlar kaybeder"

Önümüzdeki ağustos ayında, ülke genelinde 2 milyon kamu işçisi ile 3 milyon memuru ilgilendiren toplu sözleşmeler bağıtlanacak.

 

Türkiye’de “Bordro mahkumu” dediğimiz işçiler ve memurlar son yıllarda çok ciddi gelir kaybettiler. TÜİK’in resmi enflasyon rakamı %15 gözükse de, mutfak enflasyonu %60’ları gördü.

 

Şimdi, en az iki yıl süreli yeni toplu sözleşmelerde 5 milyon “Bordro mahkumu” biraz soluk almayı, biraz rahatlamayı umuyor.

 

Ancak; memurların hükümet karşısındaki temsilcisi Memur-Sen AKP’nin arka bahçesi.

 

Kamu işçilerinin hükümet karşısındaki temsilcisi, Türk-İş.Onlar da AKP’nin yakın dostu.

 

Kamu-Sen ve Türk-İş; hükümete önerilerini verdiler. Aslında afaki, karşılanamaz talepleri de olmadı.

 

Son yıllarda yaşanan gelir kayıplarının bir miktar telafi edilmesini, önümüzdeki yıllar için gerçekleşecek enflasyonun 2-3 puan üzerinde refah payı istiyorlar.

 

Hükümetin memur ve işçilere ilk teklifi ise, taleplerin çok altında.

 

Çok büyük olasılıkla önümüzdeki ayın ilk haftası içinde pazarlıklar kopacak.

 

Ancak, ne kamu işçilerinin, ne memurların mücadele gücü yok.Sendikaları iktidara göbekten bağlı.

 

Türk-İş içinde hala dik durmaya çalışan Maden-İş genel grev çağrısı yapıyor. Ama Türk-İş bünyesindeki diğer sendikalar buna cesaret edebilir mi?

 

—–

 

Tek adam yönetimindeki bir ülkede basın bağımsızlığını kaybetmişse; yargı bağımsızlığını kaybetmişse, sendikalar yönetimin arka bahçesi haline gelmişse, demokrasiden söz edilebilir mi?

 

Eskiden, kamu işçilerinin toplu sözleşme pazarlığı ilimizde de dikkatle takip edilirdi.

 

SEKA, TÜPRAŞ, PETKİM, İGSAŞ, Petrol Ofisi, Sümerbank, Tekel İdaresi gibi devlete ait kurumlarda binlerce işçi çalışırdı.

 

Şimdi kamu işçileri ile ilgili toplu sözleşme pazarlığı ilimizde çok sınırlı bir kesimi ilgilendiriyor. Karayolları, demiryolları işçileri var.

 

Memurlarla ilgili toplu sözleşme ilimizde daha geniş bir kesimi ilgilendiriyor. Pazarlıklar sonunda işçi ve memur ailelerinin geliri artarsa, hiç kuşkusuz esnafın da geliri artacaktır.

 

Devlet memuru ailesi ile huzur içinde yaşayacağı bir ücrete kavuşursa, vatandaşın devlet dairesindeki işleri daha iyi yürüyecek, hiç kuşkusuz rüşvet azalacaktır.

 

Polisin, öğretmenin, sağlık çalışanının gelir seviyesi ne kadar yükselirse, ülke o kadar huzurlu, güvenli ve istikrarlı hale gelecektir.

 

Kamu işçisinin gelir seviyesi, ailesiyle rahat yaşayabileceği yere gelirse ülkenin üretimi artacaktır.

 

Yani memur ve kamu işçileri ile ilgili sözleşme pazarlığı doğrudan 5 milyon kişiyi ilgilendiriyorsa, dolaylı olarak 82 milyon vatandaşı ilgilendirmektedir.

 

Ama bu pazarlığı kimler yapıyor?

 

İşçi adına Türk-İş.

 

Memur adına Memur-Sen.

 

Aman ülkede kargaşa çıkmasın. Aman herkes otoriteye saygı göstersin. Hiç kimse kendi hakkını savunmak için sesini yükseltmesin isterseniz, sıkıntı içten içe büyür ve bir gün kontrol edilemez hale gelir.

 

Bu ülkede, çok uzak olmayan geçmişte Nafiz Bostancı öncülüğünde Genel-İş,  Şemsi Denizer liderliğindeki Maden-İş, İzzet Çetin liderliğindeki Harb- İş üyeleri sokağa çıkıp yürüdüğünde Türkiye sallanmıştı.

 

Şimdi, profesyonel yöneticilerinin çok yüksek ücret aldığı,çok yüksek tazminat haklarıyla geleceklerini garantiledikleri, sendika başkanlarının en lüks arabalarla dolaştığı, hepsinden önemlisi sendika yöneticilerinin adeta siyaseten atandığı bir Türkiye’de yaşıyoruz.

 

Önümüzdeki sözleşme döneminde işçi ve memur adına umudum yok. Bu sendikalarla çalışanların “kırmızı çizgisi” denilen kıdem tazminatı hakları da ortadan kalkmasın, ben razıyım.


DİĞER HABERLER

SONRAKİ HABER

Doğalgaza büyük zam!

Doğalgaza büyük zam!